Yazdır

Eğitmenlerimizden Ediz Aydın'ın 2007 yılında Indigo Dergisinde Buse Doğan ile yapılmış söyleşisini aşağıda bulabilirsiniz.

Buse: Muay Thai nedir Ediz?

Ediz Aydın: Muay Thai; Tayland’da  doğmuş bir savaş sanatıdır. Kesin başlangıç tarihi bilinmemekle beraber, Muay Thai’nin doğuşunun 2000 yıl önce  ortaya çıktığı,  değişik hikaye ve efsanelerde yer almaktadır. Muay Thai günümüzde hala o eski dönemlerin mistik ve gerçek savaşçı kültürünü yaşatan çok ender sporlardan biridir.. Bana soracak olursan, yaşamımızda seçebileceğimiz pek çok öğretiden bir tanesidir; bedenin ruhla buluşmasını ve evrensel gücün içimizde olduğuna inanmamızı sağlayan öğretilerle dolu bir yoldur.

Araştırmalarım ve deneyimlerim sonucu Muay Thai tekniklerinin oluşumunda doğa olaylarından ve en büyük kara hayvanı filden etkilenildiğini öğrenmiş bulunmaktayım. Budizm’deki Tanrı’ya ve evrene  inanıştaki  yaklaşım, Muay Thai’nin  kültürel yapısının ve Muay Thai savaş sanatı  felsefesinin temeli olmuştur...

Buse: Biraz tekniklerinden bahseder misin?

Ediz Aydın: Gerçek savaş alanında yapılan Muay Thai’de sınır yoktur; tüm vücut (baş, diz, dirsek, yumruk, kalça, dişler, ayak kemikleri) gerektiğinde bir anda gizli ölümcül bir silah haline gelmektedir. Tüm teknikler için 'her zaman savunma, az risk, gerektiğinde bedenin ve ruhun maksimum gücünü ortaya koyma' ortak özelliktir diyebiliriz. En mükemmel savunma, zihnin duru bir şekilde soğukkanlılıkla yapacağı iyi bir gözlem ertesi saldırıyı, Muay Thai savunma tekniklerini bedenin esnekliğini kullanarak kabullenmesiyle gerçekleştirilir. Tepkiye karşı tepki vermek yerine, acıyı kabullenmek bu sporda çok önemlidir. Muay Thai saldırı tekniklerinde vücudun ağırlık merkezi kullanılır. Bu teknikler en çok, ağırlığın dağılmadığı dirsek ve diz eklemleriyle yapılır. Bu sebeple  Muay Thai savaş sanatı diz ve dirsek kullanılarak yapılan  teknikleriyle diğer savaş sanatlarından ayrılır. En mükemmel saldırı tekniği, istendiğinde hiç düşünmeden ruhumuzdaki içsel gücümüzü bedenimize yansıtarak Muay Thai tekniğindeki muhatap uzva aktarılmasıyla olur. Tüm bunlara ulaşmak için dünyanın pek çok yerindeki sporcular haftada altı gün ve günde altı saatlik ağır antrenman yapmaktadır. Tayland yolculuğum esnasında ben de bizzat deneyimledim bunu. Ayrıca vuruşların dışında karşı tarafın gücü kullanılarak yapılan, güreşteki yere savurma ve Aikido'daki eklem teknikleri kullanarak kemik  kırma  gibi benzer teknikler Muay Thai’nin özünde  mevcuttur. Ancak  bu anlattığım savaş alanında yaşamak için yapılan teknikler artık ringde spor olarak yapılan Muay Thai  müsabakalarında yasaklanmıştır. Muay Thai’de nefes ise, her şeydir.

Buse: Neden Muay Thai?

Ediz Aydın - 1991Ediz Aydın: ‘Neden nefes alıyoruz’ desem? Senin bu soruya vereceğin cevap gibi, Muay Thai da benim içimde... Başlangıç noktam aslında haksızlığa karşı güçlü olmak istememdi. On iki yaşındaydım ve hayalim Robin Hood olmaktı ;). Şaka bir tarafa, dediğim gibi, Muay Thai bir öğretidir, teknikler araçtır, uzun çalışmalar sonrasında içindeki mevcut güce ulaşarak  evrensel gücün içinde olduğunu anlarsın. Bedenini tanıdığında, onu dinler, onunla konuşur hale gelirsin. Pek çoğumuzun nefes almayı bilmeden yaşadığı şu zamanda; nefes almanın en büyük zenginlik olduğunu hissettirir Muay Thai. Korkuyu hissettirir ve yaşatır. Korkularının üstüne gitmeyi, onu yenmen için yeterli gücün hep içinde olduğunu öğretir Muay Thai. Hırs ve egolarından arınmanı sağlar. Kazanmak ve kaybetmenin bir elmanın yarısı olduğunu öğretir. Kabullenmeyi öğretir. Her şeyin bir bütün olduğunu ve kendinin de bu bütünde önemli bir yer ve görevde olduğunu anlatır, hissetmeni sağlar. En önemlisi de, her olayda başlangıç noktanı asla unutmamayı, daima bir  hedefinin olması gerektiğini öğretir çünkü hayalim hala Robin Hood olmak;)

Buse: Motosiklet kullanıyorsun. Bu nasıl başladı?

Ediz Aydın: Babam eski bir motorcudur, bu sebeple pek çok insanın ailesiyle yaşadığı motora binme yasağı bende hiç olmadı. İlk motoruma on üç yaşımda sahip oldum. Tıpkı küçük yaşta başladığım sporum gibi, motosikletli yaşama sanatı da hayatıma girmiş oldu. Motorlarıma başından beri, canlılarmışçasına isim verdim, bir dertleri olduğunda konuştum onlarla. On üç yaşındayken başladığım bu oyun hep devam etti. Son on senedir de motorumla, arkamda  uyku tulumum ve çadırımla uzun yolculuklar yapmaktayım. Beni sevdiklerime ulaştırandı o, doğadaki dostlarımla buluşmamı sağlayandı, yaşadığımız şu zamanda en büyük zenginliklerden bir tanesi zamandır, bana  yaşamımda zamanı kazandıran atım oldu motorum. Anlattıklarımın anlaşılması zor şeyler olduğunun farkındayım, hatta çocukça bile gelebilir. Benim amacım içimdeki çocuğu hep yaşatmak zaten. Yaşamak da gerekir...

Buse: Motosiklet ve Muay Thai’nin ortak noktası var mı sence?

Ediz Aydın: Evreni nasıl görmek, nasıl yaşamak istersen, bu isteklerin Tanrı tarafından  sana sunulur. Ben pek çok insan gibi kurumsal bır şirkette çok para kazanıp, kariyer sahibi olmayı  istemedim. Ben sadece inanarak, ömür boyu sporumla ve motorumla olmak istedim. Tanrı bana tüm yaşamak istediklerimi verdi. Önemli olan, herkesin kendi içindeki isteklerine gönül vermesi ve sadece candan istemesi. Motosiklet de, Muay Thai de benim için çok önemli ve kesinlikle benim içimde pek çok ortak noktası var. Birbirlerini tamamlıyorlar.Diz Vuruşu

Buse: Röportajın başında ‘nefes’ten bahsettin. Sen aynı zamanda “Ney’ini ararken neyini bulan” acemi bir neyzensin. Ney, Muay Thai ve motosikletin yanında fazla sakin kalmıyor mu?

Ediz Aydın: Sevgili Buse, hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Muay Thai’de ve motosiklet kullanırken en zor anlarda sakin olmayı başarmak zorundasındır yoksa yaşamın tek gerçeğiyle(!) karşılaşırsın. Muay Thai’de kendi nefesini ve rakibin nefesini dinlersin, yapman gereken atakları zihninde tasarlarsın, eyleme geçirirsin; bunun için de yaşam enerjisine ve nefese ihtiyacın vardır. Kalbin bazen o kadar hızlı atar ki, nefes alsan da o nefes yetmez. Tanrı ve evrenin yanında olması için dua edersin, tek istediğin biraz nefestir. Motosiklette ise rüzgarı dinlersin. Yaşamındaki her anda nefesinin sakin, sürekli esen rüzgar gibi olması gerektiğini anlarsın. Ney en doğal enstrümandır. Tek enerjisi, nefesindir. Nefesindeki nemden beslenir, ömrü uzar. Sen onu besledikçe, zamanla sana öyle güzel ve tarifsiz bir ses verir ki... Bu sesin; içinden gelen bir nefesle,  doğadaki bir kamışın sarılıp, kaynaşmasıyla çıktığını görünce büyülenirsin. Anlatması çok zor, yaşamak gerek. Gözlerimin  dolduğunu belirteyim; lütfen unutmayalım, her şey bir ve tek...

Buse: Anahtar kelimelerin “güç, sükunet, denge”... Hayata bakışından bahseder misin biraz?

Ediz Aydın: "Herkes ölür ama herkes yaşayamaz" desem sadece, olur mu? Benim gibi “hiçliğe” inanan biri için cevaplanacak ve kelimelere dökülecek bir soru değil, beceremem...

Buse: Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Ediz Aydın: Yaşamdaki değerlerimiz; her canlıya karşılıksız saygı ve sevgi hissetmek olsun. Kendi içimizde bu ışığın parladığına inanarak yaşamamız, dileğim...

(Bu söyleşi INDIGO dergisinde yayınlanmış olup, Buse Doğan tarafından kaleme alınmıştır.)